Durumum forum
Durumum soru sor Durumum yeni sorular
Kullanıcı Adı-Soyadı: Parola:
 

Dilin yozlaşması nedir ?

Dilin yozlaşması nedir ?

En iyiler, Rehber
Dilin yozlaşması nedir ? hakkında bilgiler.. Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan bir vasıtadır. Milleti var eden unsurlardan biri de dildir; aynı dili konuşan insanlar, kendi aralarında bir bütün oluştururlar. Dil, bir milletin ortak malıdır. Millet, aynı dili konuşan insanlar topluluğudur. Dilin bozulması ile, millet çözülmeye başlar. Bu nedenle, milli dil üzerinde hassasiyetle durmak gerekir. Dilin yozlaşması, milli kültürün de yozlaşmasına zemin hazırlar.

Diller, kendi tabii kanunları içinde, zamanla, ağır ağır değişir, yenilenirler. Zaman içinde bazı kavramlar unutulur, onların yerini yenileri alır. Bu, normal bir süreçtir.

Türkçe, dünyanın en güzel, en zengin, en büyük ve en köklü dillerinden biridir. Asırlarca 3 kıtada konuşulmuş, yazılmış ve okunmuştur. Bu gün hala, Türkçe, farklı şiveleri, lehçeleri ile dünya üzerinde en geniş coğrafyada konuşulan bir dildir.

İnsan, dil ile, dile ait kavramlarla düşünür; duygu ve düşüncelerini, dilek ve şikayetlerini,dil ile anlatır. Dilin bozulması ile iletişim de bozulur; insanların, nesillerin birbirini anlaması güçleşir ve milletin devamı inkıtaya uğrar. Dil, bir milleti diğerlerinden ayıran unsurdur. Bir milleti parçalamanın yollarından biri de, o milletin dilini yozlaştırma, bozmadır. Bu açıdan Türkçe’mizin durumunu düşünelim! Türk insanı, Türkçe’ye sahip çıkmalıdır.

Milletler ve milli kültürler arasında, karşılıklı alış verişler vardır; bu karşılıklı etkileşimden kaynaklanır. Bu etkileşim sayesinde, diller de birbirinden etkilenebilir. Bu çerçevede Türkçe’de, tarih boyunca diğer bazı dilleri etkilemiş ve onlardan da etkilenmiştir. İslamlaşma sürecinde Arapça ve Farsça’dan etkilenen Türkçe, Tanzimattan sonra millet olarak yaşadığımız Batılılaşma sürecinde Fransızca, Almanca, İngilizce…den etkilenmeye başlamıştır. Bir takım çevreler, Arapça ve Farsça sözcüklerin dilimize girmesine karşı çıktıkları kadar Avrupadillerinden, Türkçe’ye giren sözcüklerin varlığına karşı çıkmamaktadırlar; bu, hayret ve endişe verici bir tavırdır ve yanlıştır. Ancak bugün Batı dillerinden aldığımız sözcükler o derece had safhaya ulaşmıştır ki; buna dil anarşisi demek doğru olur. Çocuk isimleri, sokak isimleri, semt ve belde isimleri, dükkan isimleri…. çoğunlukla yabancı isim olarak karşımıza çıkıyor. Artık bu kadarına da pes demek gerekir. Adeta “Herhalde burası Türkiye değil!” diyesi geliyor insanın. Kültürüne, milletine bağlı insanların, Türk diline sahip çıkmaları gerekir. Sömürgeci güçler, sömürgeleştirmeye başladıkları milletlerin dilini bozmaya çalışırlar. Bu noktada uyanık olmak gerekir.

Bugün artık memleketler silahla, askerle değil kültürle, ekonomi ile işgal edilmektedir; bu, görünmeyen ama daha etkili bir işgal yöntemidir. Açıktan işgale göre daha sakıncasız ama daha kalıcıdır. Türk dili ve Türk kültürü, işgale uğramaktadır. Türk kültürü ve Türk dili, saldırı altındadır; nesiller arasında uçurum oluşturulmaktadır. Türk genci, bundan 50- 80 yıl önceki Türkçe’yi anlayamaz duruma getirilmiştir. Milletin devamlılığına darbe vurulmaktadır.

Dil ile düşünce arasında, düşünce ve kültür üretme, üretilen düşünceyi ve kültürü aktarma arasında yakın ilişki vardır. Birey ve toplum olarak, ne kadar çok sözcük sahibi isek; düşünce ve kültür üretimi, aktarımı o kadar yetkin, güçlü olur. Düşünce, o kadar derin ve köklü, kuvvetli olur. Maelesef Türkçe’nin yozlaştırılması, buna göz yumulması ile Türk insanı düşünce ve kültür üretememekte, dili dışardan alarak, dilde taklit yaparak, düşünce ve kültür üretiminde de taklide başlamıştır. Dilde taklitçilik, düşüncede ve kültürde de taklitçiliği beraberinde getirmekte; artık kendimiz olamamaktayız; başkalaşmaktayız! “Ses bayrağımız Türkçe’ye sahip çıkalım!” Türkçe’yi cıvıklaştıran ve cıvık bir Türkçe kullananlara Türkçe’yi kullanarak tepki gösterelim!

TÜRK DİLİNİN YOZLAŞMASI
Bilgisayar (computer!!!) günlük hayatımıza girdi gireli geçirdiğimiz tipik evrim karşısında aynı memleketimiz gibi “Hasta Adam” olan dilimiz de müthiş bir ihanete uğramıştır. Ülkemizin hemen hemen pek çok alan geri plânda kaldığı bir gerçektir. Bilim ve tekniği geriden takip ediyor olmamız doğal olarak Tanzimat’tan bu yana bir türlü ayılamamış olan toplumumuzun diline ihanet etmesini de kaçınılmaz kılmıştır. Dünyada hiçbir devlet yoktur ki bizim gibi diline ve tarihine ihanet etmiş olsun. İşin özüne dönecek olursak, sanal alemde yaşanan dil rezilliği artık sınırlarımızı aşmış ve yabancıların dilinde alay konusu olmaya başlamıştır. Günlük konuşma dilimizdeki bozukluğun meydana getirdiği bu vahim durum öyle ileri boyutlara ulaşmıştır ki tarif etmek içimi sızlatmaktadır. Özellikle biz gençlerin Batı’ya olan hayranlığı tartışılmayacak derecede ileri boyutlardadır. Bunun sonucu olarak güya geleceğin teminatı olacak olan bizler(!) görevimizi kötüye kullanmanın verdiği hazla ortalıkta göğsümüzü kabarta kabarta dolaşıyoruz.

DİL YOZLAŞMASI ÖRNEKLERİ
TÜRKCAN Başkanı Deniz Yiğit, şunları kaydetti:
”Geçen gün ‘Whisne Cafe’ diye bir yer gördüm. Örneğin ‘w’ harfiyle yazıyorlar. X harfi de Türkçe’de olmamasına rağmen kullanılıyor. Buna ise şöyle bir gerekçe öne sürüyorlar; ‘Biz Avrupa Birliği’ne (AB) giriyoruz. AB’ye uyum için bunu kullanıyoruz’. Ne alakası var? AB’ye bir ulus kendi duruşuyla girer. Bunların hiçbirinin bir dayanağı yok bence. Mesela ‘kuaför’ kelimesi eskiden her yerde ‘kuaför’ diye yazılırdı. Şimdi bir sürü çeşit yazan var. ‘Coufeurre’ yazan, ‘coffeur’ yazan da var. Hepsi de yanlış ayrıca. Fransızcası da böyle değil. Bu şekilde bir dil yozlaşması var. Mesela BBC’ye ‘bi-bi-si’ diyoruz. Ama hiçbir İngiliz, TRT’yi böyle okumuyor, (ti-ar-ti) diyor. Biz gerçekten bir özenti içinde, belki İngilizce bildiğimizi göstermek için, kendi Türkçe olan adlarımızı bile yabancı dil kurallarına göre yazıyoruz, okuyoruz. Bunları sorgulamamız lazım. Ancak dilde yabancı etkisi konusundaki kitapları okuyan gençlerde, bir uyanış başlamış durumda. Ve bu, dalga dalga bütün topluma yayılıyor. Bize gerçekten çok başvuran genç var; ‘Sizle çalışmak istiyorum. Türkçemize sahip çıkmak istiyorum’ diyorlar. Bu konuda düşünce üretmeye başladıktan sonra da mutlaka ardından çözümler gelir diye düşünüyorum.’
1.Yayın Organları ;

Bazı yayın organlarının Türkçeyi niteliklerine uygun kullanmayışları Türkçenin bozulmasına neden olmaktadır. Televizyonlarda yayınlanan bazı yabancı dizi veya filmlerin Türkçenin dil özelliklerine uygun çevrilmemekte ve bu özelliklerden yoksun seslendirilmektedir. Bu olay yayınları seyredenleri etkileyerek dilde başarısız çeviriye bağlı olarak bir taklidin doğmasına, dolaysıyla dilin bozulmasına sebep olmaktadır.
Bazı televizyon ve radyolarda halkın karşısına çıkan sunucular dili niteliklerinden yoksun kullanmakta, bu da Türkçenin bozulmasında rol oynamaktadır. Artan televizyon ve radyo şirketleri, Türkçeyi niteliklerine uygun olarak konuşan kişilerden çok, kanalın seyredilme oranını artıracak kişileri sunucu olarak halkın karşısına çıkarmaktadır. Kontrolsüz bir bilinçle dinlenen bu çeşit bir Türkçe, bilinç altında bozularak yeni şeklini alabilmektedir.
Yukarıda ulusal yayın organları için belirtilen hususların dili olumsuz etkilediği görülebilmektedir. Yerel yayın organları ise Ulusal yayın organlarının bu kirletici özellikleri barındırmakla birlikte daha büyük bir kirletici vasıfla Türkçeyi kullandıklarına şahit olmaktayız. Bir yerel televizyonda halkın karşına çıkan sunucu neredeyse Türkçenin üslup özelliklerinden tamemen farklı bir dille programı sunmaya çalışmaktadır. Bu da doğal olarak dinleyenleri etkileyebilmekte ve dili bozabilmektedir. Yerel gazeteler için yazı üslübunun, gramer kurallarının neredeyse hiçe sayıldığı ilk bakışta görülebilmektedir. Bu bozukluğu göremeyenler için ise durum daha vahimdir. Çünkü bu yazıları okuyanlar farkında olmadan okudukları gibi yazmaya, yazdıkları gibi anlatmaya başlayacaklardır. Tabi bunun sonucu da herkesçe malum olmalı.

2. İnternet Kullanımı ;

Kendine has bir dili olan bu teknolojik canlı varlığın, onu kullananları etkilememesi düşünülemez. İnternetin bazı olanaklarından faydalanabilmek için internetin dilini de bilmemiz gerekebiliyor. Ancak biliyoruz ki internet her aşamada Türkçeyle çakışmıyor. İnternetin bazı olanaklarını tamemen Türkçeye uygun bir dil yapısında kullanabilmekteyiz. Ancak bilinçsiz insanlar, internet dünyasına girdiklerinde kullandıkları anadili unutuveriyorlar. Yeterince bilinçli olmadıkları için hemen etkilenip Türkçeyi bozuk bir şekilde kullanıyorlar. Bu durum özellikle sanal sohbet ortamlarında meydana gelmektedir.

3. İş Yeri İsimleri, Tabelalar ;

Bazen Türkiye’de herhangi bir caddede olduğumuzu unutturacak seviyeye ulaşan bu sorun her geçen gün artmaktadır. Yabancılaşma rüzgarının etkisiyle yazılan bu tabelalara örnek vermeye gerek görmeyerek dili olumsuz etkilediğini söylemeyi yeterli görüyorum. Çünkü her an karşımıza çıkıyorlar.
Tabelalarda, iş yeri camlarında bu yabancı veya yabancı- Türkçe arası kelimeleri okuyup etkilenerek kullanması doğal bir sonuç olur. Etkilenen kişinin bozuk olarak kullandığı kelime sadece camda okuduğu kelimeyle sınırlı kalmayacaktır. Bu kullandığı kelimeye benzer diğer kelimeleri de ilk olarak yer yer bozarak, ilerleyen zamanlarda ise sürekli bozuk kullanmasına sebep olabilecektir. Sonuç yine malum.

4. Üniversitelerde Dil Eğitimi ;

Ülkemizde üniversitelerde her bölümde en az bir dönem olmak üzere Türk dili
ve edebiyatı okutulmaktadir. Ancak bu çoğu üniversitede ders geçmede esas alınan
ortalamaya bile dahil edilmemektedir. Bu da hem dersi okutan hocanın hem de o dersi gören öğrencinin Türk dili ve edebiyatına önem vermemesinde önemli bir etkide bulunmaktadir. Türkçenin ilgili dersine önem vermeyen bireyden Türkçeyi niteliklerine uygun kullanmasını bekleme, gerçekleşmeyecek bir düşten öteye gitmez.
Bu durum bazı yerlerde maalesef Türk dili ve edebiyatı ile Türkçe öğretmenliği bölümlerinde daha dikkat çekici halde karşımıza çıkmaktadır. Mesleğini Türkçeyi başkalarına öğretmek veya araştırmakla icra edecek bireylerin bile akademik eğitimlerine gereken önemi vermediklerini görebilmekteyiz. Bunun yanında bu meslek gurubunu yetiştiren öğretim üyelerinin dahi, bırakın bu insanları yetiştirecek bilgiye sahip olmasını, kendilerini ifade edecek Türkçe kabiliyetinden yoksun olabildikleri malesef bir gerçek olarak tokat gibi yüzümüze çarpmaktadır.
Türkçenin niteliklerini, değerini bilmeyen bireylerin anlatacağı, sağlamlıktan uzak Türkçenin bozulması kısa sürmez sanırım.

5.Anne ve Babaların Dil Bilincinden Yoksun Oluşları ;

Anne ve baba da sonuç olarak dili kullanan toplumun bir parçasıdır. Ancak ayrı
bir başlık altında yazmamın nedeni sorumlu oldukları çocuklarıdır. Bir anne baba açısından, çocuğun kavramaya başladığı dili doğru şekillendirmek en başta gelen görevleri arasındadır. Ancak bazı anne ve babalar çocuklarına daha ilk başta dili bozmalarını öğütlediklerine şahit oluyorum. Bu da çocuklarına verdikleri isimlerle oluyor. Bir çocuğa verilen yabancı bir isim, çocuğun ilerleyen dönemlerde ismiyle özdeş kelimelere-kültürlere olan ilgisini arttıracağına inanıyorum. Bu ilginin etki alanı yabancı bir kültüre ait ismi taşıyan çocukla sınırlı kalmayacaktır. O çocuğun akran çevresini de etkileyecektir. Arkadaşları çocuğun, yabancı ve farklı bir isme sahip olduğunu düşünmek kendilerine aynı tarzda isimler yakıştırmaya başlayacaktır. Bunun da birbirleriyle sıkı bir ilişki ve etkileşim sürecinde olan yaşam tarzı, kültür ve dil olguları açısından yabancılaşmaya karşı bir kayma ve daha dikkat çekici manada yozlaşmaya neden olabileceğini düşünüyorum. En iyi tavsiyeler
 

Silkroad server, Silkroad pvp serverlar Tanıtımları


Silkroad pvp server Online Silkroad oyununda private server tanıtımları Silkroad server oyna.